Bethesda Game Studios, The Elder Scrolls ve Fallout serileriyle oyun dünyasında kendine özgü bir yer edinmiş, milyonlarca oyuncunun kalbinde taht kurmuş bir geliştirici. Stüdyonun oyunları, genellikle keşfedilmeyi bekleyen devasa açık dünyaları, derinlemesine rol yapma mekanikleri ve oyuncuya sunduğu benzersiz özgürlük hissiyle tanımlanan o meşhur “Bethesda büyüsü” ile bilinir. Ancak, stüdyonun uzun yıllardır üzerinde çalıştığı ve büyük umutlarla beklenen yeni markası Starfield piyasaya sürüldüğünde, bazı oyuncular bu büyünün eskisi kadar güçlü olmadığını hissetti. Peki, Starfield neden bazıları için Skyrim veya Fallout 4 gibi önceki oyunların yaşattığı o eşsiz deneyimi tam olarak sunamadı? Eski bir Bethesda geliştiricisi, bu durumun perde arkasına ışık tutuyor.
Starfield: Büyük Beklentiler ve Tartışmalı Miras
Starfield, Bethesda’nın 25 yıl aradan sonra yarattığı ilk yeni evren olmasıyla büyük bir beklenti yaratmıştı. Uzay temalı bu devasa rol yapma oyunu, duyurulduğu andan itibaren oyun dünyasının gündemine oturdu. Çıkışıyla birlikte ticari anlamda büyük bir başarı yakalayan oyun, Bethesda’nın tarihindeki en büyük lansmanı gerçekleştirerek bir günde altı milyondan fazla oyuncuya ulaştı. İlk incelemeler de genellikle olumluydu; oyunun atmosferi, savaş mekanikleri ve hikayesi övgü topladı. Ancak zaman geçtikçe ve oyuncular Settled Systems’ın derinliklerine indikçe, eleştiriler de artmaya başladı. Bazı oyuncular, özellikle stüdyonun Skyrim gibi kültleşmiş yapımlarıyla karşılaştırıldığında, Starfield’ın dünyasının yer yer sığ ve tekrara düşen bir yapıda olduğunu dile getirdi. Keşif hissinin önceki oyunlardaki kadar tatmin edici olmadığı, gezegenlerin birbirine benzediği ve “o Bethesda büyüsünün” eksik olduğu yönündeki yorumlar sıkça duyulur oldu.
Eski Bir Bethesda Geliştiricisinin Gözünden: ‘Bethesda Büyüsü’ Nereye Gitti?
Oyun Geliştiricileri Konferansı’nda (GDC) konuşan ve PC Gamer tarafından haberleştirilen eski Bethesda geliştiricisi Nate Purkeypile, Starfield’ın neden bazı oyuncularda bu hissi uyandırmış olabileceğine dair önemli ipuçları verdi. Purkeypile’a göre, Bethesda stüdyo olarak büyüdükçe ve ekip kalabalıklaştıkça, geliştiricilerin üzerindeki baskı artmış ve yaratıcı özgürlükleri kısıtlanmıştı. Eskiden geliştiricilerin mesai saatleri dışında veya projelerin arasına sıkıştırarak kendi tutku projelerini hayata geçirebildiğini belirten Purkeypile, bu durumun Starfield geliştirme sürecinde pek mümkün olmadığını ifade etti. Toplantıların artması, takvimlerin sıkışması ve belirlenen programın dışına çıkmanın hoş karşılanmaması gibi faktörler, geliştiricilerin deneysel fikirleri keşfetmesini zorlaştırmıştı.
Skyrim’in Sırrı: Tutku Projeleri ve Yaratıcı Özgürlük
Purkeypile, Skyrim’in unutulmaz öğelerinden bazılarının tam da bu geliştirici özgürlüğü sayesinde ortaya çıktığını vurguladı. Örneğin, oyundaki kurt adam mekanikleri veya tüm o gizemli ve devasa yeraltı şehri Blackreach, aslında geliştiricilerin kendi inisiyatifleriyle, program dışı olarak üzerinde çalıştıkları tutku projelerinin birer ürünüydü. Bu türden “yan projeler”, oyunun dünyasına beklenmedik bir derinlik ve çeşitlilik katıyor, oyunculara keşfedecekleri yeni ve heyecan verici sürprizler sunuyordu. İşte bu sürprizler, o çok konuşulan “Bethesda büyüsünün” önemli bir parçasını oluşturuyordu. Starfield’da ise bu türden spontane yaratıcılığa daha az yer verilmesi, oyunun genel hissiyatını etkilemiş olabilir. Elbette bu, Starfield’da hiç yaratıcılık olmadığı anlamına gelmiyor. Nitekim, God of War’un yönetmeni David Jaffe gibi bazı önemli isimler, Starfield’ın modern oyunlar arasındaki en iyi anlatılardan birine sahip olduğunu belirtmişti. Ancak Purkeypile’ın işaret ettiği kısıtlı geliştirme modeli, oyunun neden bazı oyuncular için beklentilerin altında kaldığını açıklayabilir.
Skyrim ve Starfield Geliştirme Süreçleri: Bir Karşılaştırma Tablosu
Eski geliştiricinin yorumları ışığında, Skyrim ve Starfield’ın geliştirme süreçleri arasındaki temel farkları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
Özellik | Skyrim Geliştirme Süreci (Tahmini) | Starfield Geliştirme Süreci (Purkeypile’ın Yorumlarına Göre) |
---|---|---|
Ekip Büyüklüğü | Daha küçük (yaklaşık 100 kişi) | Çok daha büyük (yaklaşık 500 kişi) |
Geliştirici Özgürlüğü | Daha yüksek, yan projelere ve deneylere izin veren yapı | Daha kısıtlı, sıkı takvimler ve programlar |
Yan Projeler / Tutku Projeleri | Teşvik edilen veya göz yumulan, oyunun zenginleşmesine katkı sağlayan (örn. Kurt adamlar, Blackreach) | Daha az mümkün, program dışına çıkmak zor |
Toplantı ve Bürokrasi | Daha az | Daha fazla, artan kurumsal yapı |
Risk Alma Potansiyeli | Daha yüksek, küçük ekiple daha yönetilebilir | Daha düşük, büyük ekiple riskler daha maliyetli |
Sonuçta Ortaya Çıkan “Büyü” Hissi (Subjektif) | Genellikle daha güçlü, beklenmedik keşifler ve derinlik | Bazı oyuncular için daha zayıf, yer yer tekrara düşen yapı |
Büyük Stüdyo Olmanın Zorlukları: Ölçek ve Yaratıcılık Dengesi
Purkeypile, yaptığı yorumların Bethesda’ya yönelik bir saldırı olmadığını, aksine büyük ekiplerle çalışmanın kaçınılmaz bir sonucu olduğunu da belirtti. 500 kişilik bir ekibin her üyesinin kendi fikirlerini denemek için ana iş akışını bozmasının tam bir kaosa yol açacağını kabul ediyor. Ancak 100 kişilik bir ekipte bu tür risklerin daha makul ve yönetilebilir olduğunu savunuyor. Bethesda’nın bugünkü devasa yapısı göz önüne alındığında, her geliştiriciye sınırsız özgürlük tanıyıp aynı zamanda oyunu zamanında ve eksiksiz bir şekilde piyasaya sürmek gerçekten de zorlu bir denge gerektiriyor. Bu durum, başka bir Starfield geliştiricisinin daha önce yaptığı “oyun geliştirmenin zorlu kararlar silsilesi olduğu ve bunun oyuncularla geliştiriciler arasında bir kopukluğa yol açabildiği” yönündeki yorumlarıyla da örtüşüyor. Geliştiriciler, kısıtlı kaynaklar ve zaman çizelgeleri içinde hangi özelliklerin oyuna dahil edileceğine, hangilerinin çıkarılacağına karar vermek zorunda kalıyor. Bu kararlar, bazen oyuncuların arzuladığı o “büyülü” dokunuşların törpülenmesine neden olabiliyor.
Starfield’ın Tartışmalı Yönleri ve Oyuncu Geri Bildirimleri
Starfield’a yöneltilen spesifik eleştirilere baktığımızda, Purkeypile’ın bahsettiği durumun yansımalarını görmek mümkün. Özellikle gezegenler arası keşfin bir süre sonra tekrara bağladığı, birçok gezegenin birbirine benzediği ve ilgi çekici içerikten yoksun olduğu eleştirileri sıkça dile getirildi. Prosedürel olarak üretilen içeriklerin, Skyrim gibi oyunlardaki el yapımı zindanların ve mekanların yarattığı o eşsiz keşif hissini veremediği savunuldu. Sık sık karşılaşılan yükleme ekranları da oyunun akıcılığını ve açık dünya hissini baltalayan bir diğer faktör olarak öne çıktı. Bu eleştiriler, büyük ölçüde geliştirme sürecindeki kısıtlamalar ve ölçek sorunlarıyla ilişkilendirilebilir. Belki de daha fazla geliştirici özgürlüğü ve zaman, bu alanlarda daha yaratıcı ve çeşitli çözümlerin üretilmesini sağlayabilirdi. Ancak yine de Starfield’ın güçlü yanlarını da unutmamak gerek. Oyunun ana hikayesi, karakter yaratma seçenekleri, gemi tasarlama ve modifiye etme mekanikleri gibi birçok yönü oyuncular tarafından takdir edildi.
Geleceğe Bakış: Elder Scrolls 6 ve Fallout Serisi Ne Getirecek?
Purkeypile’ı şirketten ayrılmaya iten Bethesda’nın giderek artan kurumsal ve toplantı odaklı yapısının, gelecekteki oyunları nasıl etkileyeceği ise merak konusu. Tüm gözler şimdi stüdyonun bir sonraki büyük projeleri olan The Elder Scrolls 6 ve yeni Fallout oyununda. Acaba Bethesda, Starfield’dan aldığı derslerle ve oyuncu geri bildirimleriyle bu yeni oyunlarda o eski “Bethesda büyüsünü” yeniden yakalayabilecek mi? Stüdyonun büyüklüğü ve kurumsal yapısı, Skyrim gibi oyunları özel kılan o yaratıcı kıvılcımı söndürecek mi, yoksa yeni yöntemlerle bu dengeyi kurmayı başarabilecekler mi? Bazı söylentiler, The Elder Scrolls 6’nın ilk gerçek gösteriminin 2025 yılına kadar yapılabileceğini öne sürse de, şimdilik kesin bir bilgi bulunmuyor. Hayranlar, Bethesda’nın bu devasa beklentileri karşılayıp karşılayamayacağını görmek için sabırsızlıkla bekliyor.
Sonuç olarak, Starfield ticari bir başarı elde etmiş olsa da, “Bethesda büyüsü” konusundaki tartışmalar, büyük oyun stüdyolarının karşılaştığı yaratıcılık ve ölçek yönetimi arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getirdi. Eski bir geliştiricinin samimi açıklamaları, bu büyünün sadece iyi fikirlerden değil, aynı zamanda geliştiricilere tanınan özgürlükten ve tutkularını projeye yansıtabilme imkanından da beslendiğini gösteriyor. Bethesda’nın gelecekteki oyunlarında bu dengeyi nasıl kuracağı, stüdyonun mirası ve oyun dünyasındaki yeri açısından kritik bir öneme sahip olacak.
Kaynak : https://gamerant.com/starfield-developer-nate-purkeypile-freedom-missing-bethesda-magic/